Otocatlerin Temel Bakımı ve Üretimi
Otocatlerin sınıflandırılması ve genel yapısı
Otocatler(Otocincluslar)Loricariidae familyasına aittir.Bu familyada tanımlanmış 900 e yakın tür bulunmaktadır.
Otocatlerin ağzında 4 adet kazıyıcı bölge bulunmaktadır.Bunlarla algleri kazımakta çok başarılıdırlar.
Burun delikleri diğer balıklardan farklı olarak büyüktür.Bir hastalık olduğu düşünülmemelidir.
Şaşırtıcı bir şekilde dinlenmek istediklerinde sadece karın yüzgeçleriyle bir bitkiye tutunup vücudunun başka hiçbir yeri değmeden dinlenebilirler.
Bir otocatin kafasına yakınlaşıldığı zaman bir sürü ufak dikensi yapıların olduğu görülür.Bunlar hem cinsiyetle ilgili olarak gelişir hem de su dalgalarının ve titreşimlerinin geliş yönünün tespitini sağlar.
Sürü balıklarıdır ve sayının yüksek tutulmasında her zaman fayda vardır.
Akvaryumlarını doğal ortamlarına uygun olarak nasıl hazırlayabilirim? Otocatler doğasında kütük,bitkiler,taşlar gibi geniş yüzeylerde alg kazımayı severler.Bu nedenle kuracağımız akvaryumlar da buna göre olmalıdır.
Otocatler kütüklerden lif kazımazlar ancak kütükte gelişmiş bir alg varsa bunu kemirmek için oraya gidebilir.
Tabanca kullanılacak kum bej rengine yakın olursa iyi olur.Açık renkli kumlar da tercih edilebilir.Yine tabana tercihen yuvarlak ufak taşlar koyulabilir.Ancak sivri dekorlardan mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.
Otocatler diğer akrabalarına göre yüksek ışığa nispeten daha toleranslı davranırlar.Ancak sayı az tutulduğunda gündüz saklanma gece dışarı çıkma davranışı sergileyebilirler.Bu nedenle mümkün oldukça en fazla sayıda almakta fayda vardır.
Su şartları kötüleştiğinde ilk kaybedilecek balıkların başında gelir.Bu nedenle suyun kalitesini mutlaka korumalıyız.Yoğun bitkili tankta fazla balık beslemeyen kişilerde bu sorunlar baş göstermeyecektir.
Sürü halinde bakıldıklarında çok hızlı alg yerler ve keyifli keyifli akvaryum camlarında dekorlarda dolaşırlar.
Sıcaklıkları 20-28 arasında değişkenlik gösterse de bu türlere göre farklılıklar sergilemektedir.pH 7.5 un üstüne çıkmadığı sürece çok problem gözlenmiyor.7 pH ın altında çok daha mutlu oluyorlar.
Davranışları
Otocatler oldukça barışçıl canlılardır.Aynı zamanda en çalışkan alg yiyici de denebilir.Yiyecek aramadıklarında sürü davranışı azalsa da yiyecek aradıkları vakit sürü olarak görme şansımız artmaktadır.Özellikle yiyecek aradıkları vakitlerde birbirlerini takip ederler.
Otocatler aslında vatozlarla corydoraslar arasında bir geçiş balığı olarak da sayılabilir.Bazı yapıları (ağız yapıları,vücut yapıları) vatozlara ,bazı davranışları (yüzeyden hava alma,üremede T pozisyonu) ise corydoraslara benzemektedir.Zaman zaman yüzeyden hava alıp aşağıya indikleri görülür ancak suda yeterli oksijen varsa ve stresten uzaklarsa genelde bu davranışı sergilemezler ya da nadiren görülür.
Nadiren de olsa melek ve diskus gibi yavaş ve geniş yüzeyli canlılara yapışma eğiliminde oldukları rapor edilmiştir.Bunlar ancak otocatler çok aç kaldığında başınıza gelmesi muhtemel şeylerdir.
Beslenmeleri
Otocatler nerdeyse tamamen bitkisel beslenen balıklardır.Çok nadiren de olsa su tabanında yakaladıkları ölü böcekler ve kurtçuklarla beslenirler.
Otocatler camda oluşan yeşil nokta yosununu yiyemezler.Açıkçası henüz yiyen bir balığa rastlamadım.Genelde yumuşak yosunları yeme eğilimindedirler.Camda oluşan kahverengi ve yayılım gösteren yosunları yiyebilirler.Sert yosunları yemekten kaçınırlar.Ya da yiyemezler.
Bunun yanında salatalık,ıspanak,lahana haşlanmış olarak verilebilir.Aynı zamanda çeşitli meyveler de kabuğu soyulduktan sonra dibe batırılmak suretiyle denenebilir.
Tablet yem olaraksa spirulina ve algae wafers tabletler kullanılabilir.Çeşitli markaların bu tip yemleri mevcuttur.Dikkat edilmesi gereken diğer şey ise agresif ve bitkisel beslenen kedibalıklarıyla beraber bakılmamalarıdır.Çünkü yemleme esnasında otocatler ciddi hasarlar alabilir.Aynı zamanda diğer yırtıcılarla da beraber bakılmamalıdırlar.
Bunların yanında otocatler iyi birer yumurta avcısıdır.Öylesine hızlı hareket ederler ki tabana yumurta saçan diğer balıkların yumurtalarını yediğini gözünüzle fark etmeniz oldukça zordur.
Eğer otocatinizin karnı içeri doğru göçmüş ise ciddi oranda açlık çekiyordur.Bunu yaşamamak için beslemeye çok özen gösterilmelidir.
Bazı örnek tanklar


Cinsiyet ayrımı ve üremeleri
Cinsiyet ayrımı otocatlerde oldukça zordur.Lakin yine de bir ayrım vardır.Balıklar erişkin boyuta ulaştıktan sonra yapılan ayrımlar daha sağlıklı olur.Dişiler erkeklere göre daha şişkin dururlar ve yüksek ışıkta dikkatli bakıldığında olgun bir dişinin karnındaki yumurtalar seçilebilir.
Otocatler aynı corydoraslar gibi T pozisyonu alırlar.Daha sonra da dişi temizlediği bir yaprak altına yumurtaları yapıştırır.Yumurtlamadan önce erkek kuyruk hareketleriyle dişiyi yoklar.Ben otocatlerden yavru aldığım zaman yumurtalarını hep yaprak altına yapıştırmışlardı.Hiç başka bir yerde göremedim.Büyük ihtimalle yumurtaları korumak adına böyle bir şey yapıyorlar.

Sıcaklığın kısmen yüksek olduğu zamanlarda yumurtladıklarını gördüm.Corydoraslar gibi üremelerine karşın hava basıncına çok endeksli değiller sanırım.Sıcaklık 24 ten aşağı düştüğünde üreme davranışı göremedim.İdealinin 25-26 derece olduğunu gözlemledim.
Açıkçası yumurtalarını yiyip yemediklerini bilmiyorum.Çünkü yerler korkusuyla anaçları sürekli olarak ayırmıştım.Ancak yavrular 0.5 cm civarında olduktan sonra bir araya getiriyordum.Belki de yumurtalarını yemiyorlardır.Bunu bir dahaki yumurta alışımda riske alarak göreceğim.
Yumurtaların yüksek oranda açılması için çay ya da meşe yaprağı özü uygun dozlarda eklenebilir.Yine bu ilaveler balığı üremeye teşvik etmesi açısından da kullanılabilir.
Çıkan yavrular için suyun kalitesi gerçekten önemli.Yapacağınız en ufak bir hata tüm yavruları kaybetmenizle sonuçlanabilir.Yavruların ilk evreyi atlatmaları için çürümüş bitki artıkları,kuru yapraklar koyabilirsiniz.Bunun yanında az miktarda haşlanmış bezelye ile beslemeye başlayabilirsiniz.yavrular 2-3 gün sonra beslenmeye başlanmalıdır.

Benim için halâ gizemini koruyan bir balık.İnşallah bir daha edinme ve yavru alma fırsatı bulursam daha detaylı bir inceleme şansı bulacağımı düşünüyorum.
Yazan: Onur ŞAHİN
